|
ABİDİK GUBİDİK TWİST AÇILIMI Hatırlıyorum çocukluk yıllarımızdı… Bir köy düğününde alışılagelmiş danslarımızın dışında bir tepinmeli, sağdan sola kalça sallamalı garip bir dans türü seyrediyorduk. Bu dans türü bize yabancıydı ama modaydı işte; biz de bu hareketleri tekrarlayıp durduk büyük bir olaymış diye. Ne de olsa Avrupa dansıydı, modern danstı, o dansı yapmayan delikanlı mı diyordu o zamanki Avrupa eyyamcıları. Denebilir ki alakaya maydanoz. Eh işte biz açılımı o zamanlar başlatmışız da farkında değilmişiz. Elli yıl geçti aradan o kadar şey değişti ki ülkemizde bir twist, bir Avrupa eyyamcılığı yüzünden, bir yandan kendi kültürümüzü kaybederken diğer yandan Avrupalı da olamadan karıştık birbirine Arap saçı gibi olduk. O zamanlar İstiklal marşı okunurken sokakta dahi olsa insanlar hazır ola geçerdi. Bir bağlama, ney veya keman çalındı mı nağmeleriyle iç çekerdik. Kimi anasını, kimi babasını, kimi yarini, kimi de gurbetteki oğlunu geçirirdi gönlünden; bir hoş olurduk. Ezan okunurken herkes elindeki işi bırakır, saygıyla ezanı dinler sonunda da ezaneyle birlikte son nüshada Allahu Ekber La İlahe İllallah derdi. Ne büyük saygı değil mi! Ne dürüst, sade inançtı. İnsanların gönlünde taht kuran önderlerimiz Mustafa Kemal, F. Çakmak ve diğerlerinin bu twist sayesinde nerelere indiğini varın siz hesap eyleyin. Artık Onları beğenmeyip hakaret edenlere yaptırım uygulamak faşistlik veya fikir özgürlüğüne karşı koyuculuk oluyor ne de olsa . Ne yapalım bizim Nobel ödülümüz mü var ki bunlara verelim? Ta o zamanlardan açılıma başladığımız için açılımda o kadar geliştik, o kadar ilerledik ki yeri geldi mi on binlerce kişi “Hepimiz Ermeniyiz” diye seslenip, açılım yapabilmekte. Açın kapıları Ermeni kardeşlerimiz gelsin her zaman kapılar açık diyebilmekteyiz. Canım biz davet edelim de onlar gelmesin. Nasılsa İngilizlerin ve Fransızların evlerinde kendileri için odaları vardır. Bu twist sayesinde üniter devlet yapısının içersinde 50 60 adet etnik grubun var olduğunu iddia edenler çıktı üst düzey yöneticilerimizden. Bize kendimiz bildiğimiz, bu vatanın sahibi olduğu olduğunu umduğumuz insanların “ kardeşlerimiz” olduğu söyleniyor. Oysa biz onları ortak vatandaş, biz onları “biz” olarak görüyor, biliyorduk. Demek ki zaman geçtikçe kardeşimiz, daha sonra amcamızın oğlu, daha sonra dedemizin amcasının oğlu, sonunda da uzaktan akraba mı… Eh be kardeşim dedim ya biz açılımı çok eskiden twist dansıyla başlatmışız da farkında değilmişiz. Efendiler, bizim bu kadar açılımımız olurken emperyalistlerin açılımından söz etmemek olmaz. Biz açılım yaparken onlar açılmıyor mu; boş mu duruyorlar? Bakın adamlar Irak’a , Afganistan’ a demokrasi açılımı getirdiler. Kültürleriyle tamam belki ama silahlarıyla açılıyorlar. Ta Çin’ in kıyılarına kadar gidiyorlar; ülkemizin de dört bir yanına petrol borusu döşeyip açılıp geliyorlar. Gelirken de üniterlik neymiş ki globalleşin deyip açılım tavsiyelerinde bulunuyorlar. Ruhsuzlar, ruhanilik adına (!) adalarımıza ruhani liderler gönderiyorlar. Tabi ki dünya barışı çok önemli; bütün insanlar kardeş olmalıdır. İnsan insanca yaşamalı, kültürler birbirlerinden etkilenmeli kaynaşmalıdır ki insan olduğumuzu anlayalım. Biz bunu başından beri savunuyoruz. Ama özün savunulmadığı ya da korunmadığı bir kültür aktarımı benliğimize zarar verir. “Açılımlardan korkuyor musun?” sualine elbette cevabını veriyorum. Çünkü, yarın bir gün Karadenizli evladı horonunu, Konyalı kaşığını, Kafkaslı oyun havalarını, Efeler kılıç kalkanı, Erzurumlu barını tekrardan benimseyecek ve bu açılımlar yüzünden eksilen benliklerinin, kültürlerinin, “dostlarının” hesabını soracaktır birilerinden. Ve kim öder sorusu geliyor aklıma bu kaygısızlığın vebalini.. ‘Abidik gubidik twist, twist yap abi dalgana bak’çılar mı? Bunun açılımını da okuyucularımıza bırakıyorum. Kusura bakmayın bizler mektep, medrese görmedik. Ne de olsa halktan cahil insanlarız; öyle tanımlanıyoruz ya eh o zaman. Affınıza sığınır, her ne kadar sürçü lisan ettiysek affola demesini de biliriz.
|
Yorumlar